Enerji Görünümü

Ulaşımdan gıda üretimine, ısınmadan sanayiye kadar her alanda enerji tüketiyoruz. Sanayi, ulaşım, kentleşme ve tüketime dair politikalar enerji tüketimin enerji tüketiminin miktarını belirlemede önemli bir rol oynuyor. Aynı zamanda tükettiğimiz enerji kaynağını da belirliyor. Örneğin, konutlarda ısınmak için bir birincil enerji kaynağı olan gazı yakarken, aydınlatmada bir ikincil enerji kaynağı olan elektriği kullanabiliyoruz. Enerji kaynakları ve enerji tüketiminin küresel iklim değişikliğiyle ilişkisi için iklim ve enerji bölümüne bakabilirsiniz. 

Küresel enerji talebi her yıl aynı hızda olmasa da artıyor. Talepteki artış, pandemi sonrasındaki hızlı yükselişten sonra biraz yavaşlasa da son dört yıldır aralıksız artıyor. 2024 yılında birincil enerji tüketimindeki artış oranı yüzde 2,61’e çıktı. Enerji talebinin büyük bir bölümünü fosil yakıtlarla (petrol, kömür ve gaz) karşılıyoruz. Bu da iklim değişikliğine neden oluyor. 2011 yılında nihai enerji tüketiminde fosil yakıtların payı yüzde 81,2’ydi. İklim kriziyle mücadele ve fosil yakıtların yarattığı çevre sorunlarının da etkisiyle enerji talebindeki artışa rağmen bu oran 2024 yılında yüzde 80,7’ye geriledi.

Enerji tüketiminde fosil yakıtların payının azaltılması için önerilen yol haritaları temelde yenilenebilir enerji kaynaklarının fosil yakıtların yerini almasına dayanıyor. Bu öneriye ek olarak enerji talebinin düşürülmesi ve enerjinin verimli kullanılması da isteniyor. 2024 yılında 453 eksajulu (EJ) bulan küresel nihai enerji tüketiminden sırasıyla şu sektörler sorumlu: Sanayi (174 EJ), Binalar (127 EJ), ulaşım (125 EJ) ve diğer sektörler (27 EJ).

Enerji talebinin gelecekte ne olacağına dair tahminler yapılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), Dünya Enerji Görünümü adlı raporunda üç temel senaryo üzerinde duruyor. Belirtilen Politikalar Senaryosu’nda (STEPS) nihai enerji tüketiminin 2035’e kadar yılda ortalama yüzde 1, 2035 ila 2050 arasında ise yıllık ortalama 0.7 oranında artacağı belirtiyor. Bu da enerji talebini 2050 yılında 541 EJ’a getirecek. Net Sıfır Senaryosu’nda (NZS) ise enerji tüketiminin bugünden başlayarak her yıl ortalama yüzde 0,9 oranında azalacağını ve 2050’ye geldiğimizde 352 EJ’a kadar gerileyeceği tahmin ediliyor. Seragazı emisyonlarının en aza indiği senaryoda enerji tüketimi de ciddi oranda azalıyor. 

UEA’nın sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlamayı hedef aldığı Net Sıfır Senaryosu, 2050 yılında 9,8 milyarı bulması beklenen dünya nüfusuna rağmen enerji tüketiminin sınırlanması gerektiğini söylüyor. 675 milyon insanın elektriğe erişimi olmadığını da unutmayalım. Enerji talebini düşürmede enerjinin verimli kullanımı ve elektriklendirmenin (elektrifikasyon) önemli bir rol oynayacağı belirtiliyor. Elektrik, toplam nihai enerji üretiminde sadece yüzde 23’lük bir paya sahip. Küresel elektrik üretiminin de yüzde 34’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor ancak bu oran hızla artıyor. 2012 yılında yüzde 21,3’tü. 

Birleşmiş Milletler Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) da 1.5°C hedefine ulaşacak senaryolar üzerinde çalışıyor. 1.5°C hedefine sahip enerji dönüşümü yol haritasında elektriklendirme ve enerji verimliliğini, yenilenebilir enerji, hidrojen ve sürdürülebilir biyokütle ile desteklemeyi öneriyor. IRENA’nın “Dünya Enerji Dönüşümü Görünümü 2023 – World Energy Transition Outlook” raporunda, 1.5°C hedefi için 2050 yılında küresel elektrik üretiminin yüzde 91’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması gerektiğini belirtiyor. Aynı senaryoda, nihai enerji tüketiminde elektriğin payının da 2050’de yüzde 51’e erişeceği belirtilmiş. Böylece elektrik üreten güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kayba uğramadan birçok yerde kullanılması mümkün olacak.

Türkiye’nin enerji görünümü

2024 yılında Türkiye’de birincil enerji arzı 165,2 milyon TEP oldu. Bir yıl önce bu rakam 158,4 milyon TEP’ti. Enerji arzında ithal kaynakların payı yüzde 67 oldu, Türkiye’nin enerji arzında dışa bağımlılığı 2015 yılında yüzde 76’ya kadar yükseldi, son yıllarda özellikle güneş, rüzgâr ve jeotermaldeki artış ile 2020’de yüzde 70’e, 2024’te ise yüzde 67’ye geriledi. 2025 yılında enerji ve hammaddeleri ithalatına ödenen miktar 62.4 milyar doların üstündeydi.

Birincil enerji arzında ithal kaynakların payı azalsa da fosil yakıtların payı aynı oranda düşmüyor. Birincil enerji arzında kaynakların payına bakıldığında bu daha net görülüyor. 2024 yılında birincil enerji arzında petrolün payı yüzde 29,1, gazın payı yüzde 26,5 ve kömürün payı yüzde 25,2 oldu. Bu üç fosil yakıtın paylarının toplamı yüzde 81,3’e ulaşıyor.1

Birincil enerjinin tüketildiği sektörlerde ise ilk sırayı yüzde 25,50 ile konutlar ile ticaret ve hizmet sektörü, yüzde 23,29 ile sanayi, yüzde 22,16 ile çevrim ve enerji sektörü, yüzde 3,49 ile tarım ve hayvancılık, yüzde 3,87 ile de enerji dışı tüketim izliyor.   

Elektrik üretiminde ise Türkiye Nisan 2026 itibarıyla 125 bin 381 megavatlık (MW) kurulu güce ulaştı. Kurulu güç içinde termik santralların payı 49 bin 430 MW, hidroelektrik santralların payı 32 bin 308 MW (23.868 MW’ı barajlı), güneşin payı 26 bin 739 MW ve rüzgar santrallarının payı da 15 bin 106 MW oldu. 

Gaz24748
Linyit10229
Taşkömürü916
Asfaltit kömür405
İthal Kömür10462
Fuel Oil254
Biyokütle2139
Jeotermal1798
Barajlı HES23868
Akarsu HES8439
Güneş26739
Rüzgar15106
Diğer278

Tablo: Kaynaklara Göre Türkiye’nin Elektrik Üretim Kurulu Gücü – MW (1 Mayıs 2026)

2025 yılında gazla çalışan termik santrallar yüzde 22,18 ile elektrik üretiminde en çok paya sahip kaynak oldu. İthal kömürle çalışan termik santrallar iki yıl aradan sonra yüzde 21,46’lık payla ikinci sıraya geriledi. Onları, yüzde 16,03 ile hidroelektrik, 11,13 ile rüzgar, 10,77 ile linyit, 10,51 ile güneş, 3,14 ile jeotermal, 2,59 ile biyokütle ve 1,15 ile taş kömürü izledi. Elektrik üretiminde fosil yakıtların payı yüzde 56,6 oldu.

  1. Bu paragraftaki veriler enerji denge tablolarından EKOSFER’in hesaplamalarına dayanır. ↩︎